İyi Anları Uzatmak..
Basitçe yapacak fazla bir işimizin olmadığı dakikaları kolaylıkla, hoş gündüz düşleriyle doldurabiliriz.
Canımız sıkıldığında geriliriz. Bekletildiğimiz için rahatsızlık hissederiz, daha önemli bir şeyi kaçırma endişesi duyarız ya da rutin bir göreve bağlanıp asıl istediğimiz şeyi yapamamaktan dolayı öfke..
Ruh halinin iyi olması, çevremizde olup bitenlere yönelik dikkatimizi artırır. Dünya ışıldamaya başlar, büyülenmiş gibiyizdir ve zaman için bir nebze bile zihinsel enerji harcamayız. Böylece zamanın geçtiğinin sinyallerini de kaçırırız. Bunun sonucu; zamanın kısa olduğunu düşünmemizdir.
Roma İmparatorluğu döneminde bir yazar olan Plinius bunu biliyordu: " İnsan ne kadar mutlu ise, zaman o kadar çabuk geçer."
Tam da en güzel saatlerin en kısa olmalarında, hoş olmayan bir durumda ise aynı zaman aralığının bitmeyecekmiş gibi gelmesinde acı bir ironi vardır.
Zaman duygusu üzerindeki en büyük gücümüz, dikkatimizdir.
Bir zaman aralığını ne kadar uzun ya da kısa algılamak istediğimizi kontrol edebiliriz. Mutluluk anlarında dikkatimizi zaman sinyallerinden uzaklaştırıyoruz; belki de bunun bir nedeni geçiciliğin acısından korkmamızdır. Oysa bu gibi anların hiç bir zaman sonsuza dek kalmayacaklarını bilmek, bu anları gözümüzde bir o kadar değerli kılabileceği gibi, onları değiştirebilir de..
Bir anın değerini çok iyi bilen biri, bu anı daha dolu dolu hissetmek ister. Zaman, yaşantımızın birçok tuhaf yönü içinde, özellikle büyüleyici olanı budur: Tam da zamanın geçici olduğu bilinci, zamanı uzatır.
Keyifle geçirilen bir boş zaman, planlardan ve endişelerden uzakta, şimdiki zamanla dost olmayı başarmak demektir: Her bir an tamamen özel bir an olarak yaşanır.
Yaşamın Hammaddesi : Zaman
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder