Gece inerken..
31 Mayıs 2012 Perşembe
Seni düşünürüm
anamın kokusu gelir burnuma
dünya güzeli anamın.
Binmişim atlıkarıncasına içimdeki bayramın
fır dönersin eteklerinle saçların uçuşur
bir yitirip bir bulurum al al olmuş yüzünü.
Sebebi ne
seni bir bıçak yarası gibi hatırlamamın
sen böyle uzakken senin sesini duyup
yerimden fırlamamın sebebi ne?
Diz çöküp bakarım ellerine
ellerine dokunmak isterim
dokunamam
arkasındasın camın.
Ben bir şaşkın seyircisiyim gülüm
alacakaranlığında oynadığım dramın.
Nazım' 7ağs-1959
anamın kokusu gelir burnuma
dünya güzeli anamın.
Binmişim atlıkarıncasına içimdeki bayramın
fır dönersin eteklerinle saçların uçuşur
bir yitirip bir bulurum al al olmuş yüzünü.
Sebebi ne
seni bir bıçak yarası gibi hatırlamamın
sen böyle uzakken senin sesini duyup
yerimden fırlamamın sebebi ne?
Diz çöküp bakarım ellerine
ellerine dokunmak isterim
dokunamam
arkasındasın camın.
Ben bir şaşkın seyircisiyim gülüm
alacakaranlığında oynadığım dramın.
Nazım' 7ağs-1959
28 Mayıs 2012 Pazartesi
20 Mayıs 2012 Pazar
15 Mayıs 2012 Salı
Kendine reçete'..
Hayat, akıp gidiyor bir şekilde. Sen dirensende , kapılsan da o; kendi yolunu buluyor. Ve bir bakıyorsun an gelmiş sımsıkı tutmak istediğin zaman, arkanda bir anı olarak kalmış.
Hayatı, yürüyen merdivende ilerlemeye benzetiyorum, bazen.. Üzerine bir adım atıyorsun ve o seni ileri doğru götürüyor.. Her geçen an yeni bir basamağa dönüşerek ileriye doğru gittiğinden; sen arkana sadece bakabiliyorsun. Yönün ise hep gelecek.. O bantın üzerinde geçen ayların, yılların, zamanın kısacası hayatın hayali adımlar attırıyor sana.
Sen ilerlediğini sanarken; çevrende dönen herşey bir senaryonun parçası aslında. sen sabit dururken bir noktada; seyrediyorsun geçmiş ve şimdiyi..
Adım atmadan akarak geleceğe..
Unutma Kendini!
Farkettim ki bir mesafe girmiş kelimelerim ile arama. Onca satırım, syfalarım var aksine doldurmak için kalemim elimde ve okumayı bekleyen, biriken kitaplar.. Neyi beklediğimi de bilsem keşke?
Yaşamayı mı erteliyorum yoksa kendimi mi bekletiyorum sonunu bilmediğim bir şimdi'nin içinde?
Düşün, düşün, içinden sesli sesli düşün nice zamandır. Peki, kenara attıkların ne olacak?
Her an kendini anlaman mı gerekli? Mtlaka tanımlayabilmek? Bırak anlamı gizemli kalsın bir kaç an'ın da.. Varsın anlamsız olsu. Eleştirme, düşünme, düzenleme.
Anı yaşama kaygısı ile haylandırma kendini.
Sadece akıntıya bırak. Mutlu etmeye bak sevdiklerini.
Belki pencerenden daha renkli görünür dünyan o zaman?
Erteleme, biriktirme, geçiştirme. Sözcüklerle kalıcı kıl yüreğinin derinlerini. Anlamı olmasa da senin parçan nihayetinde.
Tanıdık gelecektir mutlaka, bir gün bir yerlerden..
Açma arayı bir daha bu kadar, olur mu? Yine yaz, dök içini. Kendini kendine anlatsan da yetebiliyorsun işte hayatına.
Daha sık otur karşısına yüreğinin, aklının. Duygularını anlat özlemini paylaş, umutlarını.. Ki hafiflesin, çoğalsın..
Bir kendine mektuplar yazısı oldu bu kez. İtiyacım varmış galiba. Bu kez böyle döküldü sözcüklerim kalemimden.
Sanki daha çok şey var içimde anlatılmayı bekleyen. Sıraya girmişler adeta, gün yüzüne çıkmak için? ama zaman da var.. Her yeni nefeste bir cümle ile devam etmek hayata.. Ve sevdiklerinle onlar için yaşamak.
Can Dündar'ın dediği gibi; Sevdiklerimden başka servetim yok benim.
Devam edecek, yenilenecek, yinelenece. Hayat bulacak, hep hatırlanmak; izbırakmak için.
Didar'..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)