26 Şubat 2013 Salı

Bir ev Bir çocuk

Gençten bir adamdı
Hikayesi gayet kısa.

Yıllar yılı tek başına yaşadı
Bir gün rasladı bir kıza.

Düşündüler, birlikte yürüseler
Ömür geçiyor nasılsa.

Şimdi içine bir ev, bir de çocuk girer
Aşkları yazılsa.


B.Necatigil.

23 Şubat 2013 Cumartesi

Karanfil


Ah benim örselenmiş incinmiş karanfilim
Bir sessiz çığlık gibi kırmızı masum narin
Bu ürkek bu al duruş söyle neden bu vazgeçiş
Ne oldu ümitlerine bu ne keder bu ne iç çekiş

Sen ki özgürlük kadar güzelsin, sevgi kadar özgür
O güzel başını uzat göklere, gül güneşlere gül

Kırılma, küsme sen yine bir şiir yaz
Çok değil inan az kaldı az
Bu kadar erken susma biraz bekle
Ağlama, ağlama gül biraz

|S.Aksu|

Kendi kendisiyle yetinme


Krallar hiçbir şeyimi almazlarsa bana çok şey vermiş olurlar; hiçbir kötülük etmezlerse yeterince iyilik etmiş sayılırlar bana. Bütün istediğim budur onlardan. Ama nasıl şükrediyorum Tanrı'ya, varımı yoğumu bana aracısız vermiş, beni yalnız kendisine borçlu kılmış olduğu için! Nasıl yalvarıyorum ona, gece gündüz beni hiçbir zaman, kimseye karşı ağır bir minnet altına sokmasın diye! Ne mutlu bir özgürlükle bunca zaman yaşadım: Onunla bitsin ömrüm!

Bütün çabam kimseye muhtaç olmadan yaşamak.

Bütün umudum kendimde.

Bunu başarmak herkesin elindedir; ama ölmeyecek kadar yiyecek içeceği olanlar daha kolay başarabilirler elbet bunu. Bir başkasına bağlı yaşamak yürekler acısı ve belalı bir şeydir. Kendimiz -ki en iyi, en emin sığınağımız odur, - kendimiz bile güvenilir değiliz yeterince. Kendimi hem yürekçe - asıl iş yürekli olmakta çünkü -, hem varlıkça öyle hazırlıyorum ki, başka her şeyimi yitirdiğim zaman kendimle yetinmesini bileyim. 

Verme de nasıl bir üstün olma özelliği varsa, almada da bir boyun eğme niteliği vardır. Onun içindir ki Beyazıt I, Timurlenk'in gönderdiği hediyeleri küfürler ederek geri çevirmiş. Sultan Süleyman'ın bir Hint İmparatoru'na yolladığı hediyeler de öyle kızdırmış ki adamı, kabaca reddederek bizim adetimiz almak değil vermektir, demekle kalmamış, hediyeleri getiren elçileri zindana attırmış.


|Montaigne|
Bir an geliyor ve bir daha asla eskisi gibi hissedemiyorsun.


20 Şubat 2013 Çarşamba

Aklım mı? 
O yüzsüz bir misafir. 
Hep sende kalıyor...

C.Süreya

19 Şubat 2013 Salı

Sende, ben, imkansızlığı seviyorum, 
Fakat asla ümitsizliği değil...


N.Hikmet

16 Şubat 2013 Cumartesi

Dostluk Bağları

Dostluğun kolları birbirimizi dünyanın bir ucundan bir ucuna kucaklayabilecek kadar uzundur.
Gerçek dostluğun ne olduğunu bilirim; bildiğim için de dostumu kendime çekmekten çok, kendimi ona veririm. Ona iyilik etmeyi onun bana iyilik etmesinden daha çok istemekle kalmam; kendine her edeceği iyiliğin bana da iyilik olmasını isterim. Bana en büyük iyiliği kendine iyilik ettiği zaman etmiş olur.

Bir yere gitmek ona hoş geliyor, yahut bir işine yarıyorsa, uzakta olması bana yanımda olmasından daha tatlı gelir. Kaldı ki haberleşmek olanağı varsa insan ayrı düşmüş de sayılmaz. Ben vaktiyle dostumdan ayrılmada yarar bile buldum. Birbirimizden uzaklaşmakla hayatımızı daha fazla doldurmuş, olanaklarımızı genişletmiş oluyorduk. Başka başka yerlerde, o benim için yaşıyor keyfediyordu, ben de onun için.

Hayatın tadını bir aradaymışız gibi çıkarıyorduk. O kadar kaynaşmıştık ki ayrı ayrı yerlerde olmakla aramızda ki gönül birliği bir kat daha zenginleşiyordu..


|Montaigne|
Ruhun derdi, içinde ve kaçamaz kendi derdinden..

Kendi içine çevrilebilen bir ruhumuz var; kendi kendine yoldaş olabilir; kendi kendisiyle, çekiş dövüş, alışveriş edebilir. Yalnız kalınca sıkılır, ne yapacağımızı bilmez oluruz diye korkmamalıyız.


|Montaigne|

13 Şubat 2013 Çarşamba

Ne kötüdür insanın yüreği ile aklı arasında çaresiz kalması..
Ne kötüdür an kadar yakın, bir asır kadar uzak olması..

Ve bilir misin;
Ne acıdır insanın bildiğini anlatamaması..
"Ben" deyip susması,
"Sen" deyip ağlamaklı kalması...


|N.Hikmet|


11 Şubat 2013 Pazartesi

"Biz önceden küçük şeylerle mutlu olan insanlardık.. 
Sonra aklımıza sevda diye bir şey soktular, toparlanamadık." 


Yılmaz Güney
Beklemesini bilenin her şey ayağına gelir.

Balzac

7 Şubat 2013 Perşembe

En doğru zaman.

Büyük izler kalıyor sorma
Kapattığımız yaralardan
Endişeler korkularla
Oluyoruz hayatlardan

Yeni bir hayat kurdum
İçine huzur koydum
Yaslandım arkama dünü kovdum

Bir hayat kurdum
İçine huzur koydum
Yaslandım arkama dünü kovdum

En doğru zaman; canım istediği zaman
Anlaştığım zaman kendimle...


|Sıla|

5 Şubat 2013 Salı

Hiçbir insan öylesine girmiyor hayatımıza..
Kimileri ceza, kimileri bela, kimileri imtihan, kimileri ise armağan..